ağız

-ğzı is.
1. 口, 嘴: \ağız boşluğu 口腔 \ağız suyu 口水, 唾液 \ağız yarı 口水, 唾液 küçük bir \ağız 一张小嘴
2. 口状物: bardak \ağızı 杯口 boru \ağızı 管道口 fırın \ağızı 炉口 kuyu \ağızı 井口 madenin \ağızı 矿井口, 坑口 mağaranın \ağızı 洞口 su \ağızı 消防龙头, 配水龙头, 给水栓, 取水管 şişenin \ağızı 瓶口 test \ağızı 罐口 top \ağızı 炮口 tüfek \ağızı 枪口 yanardağın \ağızı 火山口
3. 河口, 海口, 湖口, 路口: iki yol \ağızı (叉)路口 akarsu (或 nehir) \ağızı 河口 körfez \ağızı 海湾进出口
4. (利器的)刃: bıçak \ağızı 刀刃 kılıç \ağızı 刀口
5. 口音, 方言: İstanbul \ağızı 伊斯坦布尔口音 Sichuan \ağızı 四川口音 Tianjin \ağızı 天津方言
6. 行话, 隐语, 暗语, 黑话: külhanbeyi \ağızı 流氓黑话 satıcı \ağızı 商人行话
7. 语气, 口气, 语调: Ağzını öpeyim (或seveyim) . 你说得太棒了!Bana karşı bu ağzı kullanma! 不要用这种口气对我说话!
8. (有地方特色的)曲调, 歌调
9. (危险的)当口, 边沿, 边缘: savaş \ağızı 战争的边缘 uçurumun \ağızı 悬崖边上
10. 次, 回: İlk ağızda paranın yarısını ödedi. 他先付了一半款。Sobayı günde iki ağız yakıyoruz. 我们每天生两次炉子。
◇ \ağız açıp gözleri yummak 转́ 盛怒, 暴跳如雷 \ağız açmak 1) 开口说话: Onun hiddeti karşısında ağız açmamak daha iyiydi. 在他盛怒的情况下, 当时最好的办法就是闭口不语。 2) 破口大骂, 责骂, 斥责, 申斥 \ağız açtırmamak 不给人以说话的机会, 不让人说话: Tek kötü huyu, bir sohbette kimseye ağız açtırmamaktı. 他只有一个坏毛病, 一聊起来就没有别人说话的机会了。Amma onun karşısındakine ağız açtırmama huyu çok fena idi. 但是, 他那不让人说话的毛病很不好。\ağız \ağıza 1) 满满地, 满满当当地: Bardak ağız ağza dolu. 杯子里满满的。 2) 面对面地, 单独地, 私下里: \ağız \ağıza konuşmak (或 vermek) 秘谈, 说悄悄话, 窃窃私语 \ağız alışkanlığı 口头语, 口头禅 \ağız aramak 1) 觅食 2) 探口风, 套口气 \ağız atmak 转́ 自夸, 吹牛, 自吹自擂, 大言不惭 \ağız banyosu 医́ (口腔治疗后)漱口 \ağız biriktirmek 统一口径, 串通 \ağız bozmak 辱骂, 谩骂, 咒骂, 破口大骂, 骂大街 \ağız bozuk 爱骂人的 \ağız bozukluğu 骂人的习惯, 好骂人的习性 \ağız burun birbirine karışmak (因极度痛苦、难过、疲劳、恼怒等)五官错位, 显得痛苦不堪, 苦不堪言, 愁眉苦脸, 横眉立目 \ağız burun ekşitip çehre etmek 皱眉, 拉下脸: İşte söz ağız burun ekşitip çehre etti. 就是这句话, 使他眉头一皱, 拉下脸来。\ağız burun haşlanmak 转́ 吃热饭, 喝热汤 \ağız bükmek 撇嘴, 嗤之以鼻, 瞧不起 \ağız dağıtmak 诅咒, 咒骂 \ağız dalaş (mas) ı 吵嘴, 争吵, 口角, 斗嘴, 争论, 舌战: Çocuklar ağız dalaşına başladılar. 孩子们吵起来了。Hiç yoktan sebepler, büyük ağız dalaşmalarına döner. 他们无缘无故地吵了起来。\ağız değişikliği 1) 换口味: Ağız değişıkliği olsun diye bugün kızartma tavuk aldım. 为了换换口味, 我今天买了炸鸡。 2) 转́ 改口, 改嘴, 改主意 \ağız değiştirmek 1) 改口, 改嘴: Sonunda zararlı çıkacağını anladığı için ağız değiştirmeye, daha önce söylediklerini inkâr etmeye başlamıştır. 他得知最终将有麻烦, 就开始改口, 否认他以前说过的话。 2) 转́ 改主意: Ali’nin ortaklık konusunda ağız değiştirmesi arkadaşlarını çok üzmüştür. 阿里改变主意不参加入伙, 令他的朋友们非常不快。\ağız dil vermemek 1) 病得说不出话: Ali gidiciye benzer. İki günden beri ağız dil vermiyor. 阿里似乎将不久于人世, 两天来已经说不出话来了。 2) 保持缄默, 保守秘密, 不说 \ağız dolusu 1) 满嘴的, 满口的, 一大口的: Ağız dolusu bir dumanı üfledi. 他吐出了一大口烟。 2) 满口的, 一句接一句的: \ağız dolusu lâf 满嘴的胡言乱语 Ağız dolusu küfür ederek gitti. 他骂骂咧咧地走了。\ağız dolusu gülmek 哈哈大笑, 开怀大笑 \ağız düşmek 央求, 乞求, 低三下四 \ağız ebesi 爱说话的人, 话多的人 \ağız eğmek 1) 嘲笑, 取笑, 讥笑, 嘲弄, 讽刺, 挖苦 2) 央求, 乞求, 低三下四 \ağız etmek 央求, 乞求, 低三下四 \ağız gevşek 嘴快的, 多嘴多舌的 \ağız gevşekliği 嘴快, 多嘴多舌: Ağız gevşekliği bazen insanın başına belâ açar. 有些人吃亏就在他那张嘴上。\ağız haberi 小道消息, 流言蜚语 \ağız içine bakmak 全神贯注地听 \ağız kâhyası 干预他人谈话者, 多嘴的人: 花言巧语者, 巧舌如簧者: Ben istediğimi söylerim, sen benim ağzımın kâhyası mısın? 我想说什么就说什么, 你算老几?\ağız kalabalığı 不着边际的废话 \ağız kalabalığına getirmek 废话连篇使人莫明其妙: Ağız kalabalığına getirerek ellerinde kalan son malları da bir an önce satmaya çalışıyorlardı. 他一侃起来云山雾罩, 企图把手里剩下的货也尽快卖出去。\ağız karası 挑拨离间 \ağız kavafı 花言巧语者, 巧舌如簧者: Bıktım bu kadından, kadın değil ağız kavafı. 我讨厌这个满嘴跑火车的女人。\ağız kavgası 口角, 吵嘴, 争吵, 舌战, 斗嘴, 争论, 口角之争: İki elti ağız kavgasına başladılar. 两妯娌开始斗嘴了。Ağız kavgası bir ara tam anlamıyla gerçek kavgaya dönüşmüştü. 口角之争一度变成了完全意义上的真正的争斗。\ağız kokusu 1) 口臭, 口中难闻的气味 2) 转́ 任性, 反复无常; 任性的要求, 反复无常的言行 \ağız kokusu çekmek 忍受反复无常的言行 \ağız kokusu dinlemek 忍受反复无常的言行 \ağız kullanmak 耍嘴皮子, 巧辩, 狡辩, 花言巧语; 见风使舵 \ağız kurumak 口干舌燥 \ağız nağmesi 无谓的恭维 \ağız nişanı 口头婚约, 口头订婚 \ağız oynatmak 吃东西 \ağız patırdısı yapmak 口角, 争吵, 吵架 \ağız persengi 口头语 \ağız satmak 自夸, 自吹自擂, 吹牛皮, 夸口: Elinden bir iş gelmez; ama bize ağız satıyor. 他什么也干不了, 可是仍向我们夸口。\ağız suyu 口水: Öperken ağız suyunu çocuğun yanağına bırakıyordu. 他亲了孩子一下, 口水沾了孩子一脸。\ağız suyunu akıtmak 使流口水, 引起欲望, 使人十分羡慕, 使垂涎三尺 \ağız şakası 玩笑话, 玩笑: Arkadaşlarının ağız şakaları çekilmez hale gelmişti. 朋友们的玩笑话已经变得不可忍受。\ağız tadı 1) 和谐, 融洽, 安宁, 和睦, 协调; 快乐, 喜悦, 愉快, 快感: Ben istemiyorum ki yüzümden senin ağzının tadın kaçsın. 我不愿因我而使你失去快乐。Onun ailesinin tadı bozuldu. 他的家庭和睦受到了破坏。 2) 好口味, 好滋味: Bir lokantada ağız tadıyla bir yemek yedik. 我们在餐馆美美地吃了一顿。\ağız tadını kaçırmak 破坏和睦, 使不融洽: Mevcut ahengi bozup çoğunluğun ağız tadını kaçırmaz. 这不会破坏现有的安定, 破坏多数人的和睦。\ağız tamburası çalmak 1) 劝慰, 好言相劝 2) 打开话匣子, 信口开河, 夸夸其谈, 海阔天空 3) 打寒颤 \ağız tatsızlığı 1) 不和睦, 不和; 不快, 不悦 2) 口中异味, 味同嚼蜡 \ağız tutmak 1) 沉默, 缄口, 闭嘴 2) 守口如瓶, 保守秘密 \ağız tüfeği 能发出声响的步枪模型 \ağız tütünü 口嚼烟 \ağız vermek 央求, 乞求 \ağız yapmak 耍嘴皮子, 口是心非, 哄骗: Ağız yapmayı bırak da gerçeği söyle. 你甭编瞎话了, 说实话吧!Şimdi bana ağız yapmaya kalkışma, ben senin ne düşündüğünü bilirim. 你甭想糊弄我, 你现在想什么我很清楚。\ağız yaymak 拐弯抹角, 支吾: Bu konuda ağız yaymak ona yakışmaz. 在这个问题上, 对他说话用不着拐弯抹角。\ağız yoklamak 1) 觅食 2) 探口风, 套口气 \ağız yormak 白费唇舌, 白磨嘴皮子 \ağıza alınmadık 非常下流的, 不堪入耳的, 说不出口的, 闻所未闻的 \ağıza alınmayacak 难以启齿的, 不堪入耳的: \ağıza alınmayacak küfür 不堪入耳的谩骂 \ağıza alınmaz 难以启齿的, 不堪入耳的: \ağıza alınmaz sözler 说不出口的污言秽语 \ağıza almak 提及, 谈到, 想到 \ağıza düşmek 成为他人谈资, 被他人议论, 受到非议, 成为流言蜚语的目标: Kocasından ayrıldıktan sonra ağza düşmekten kurtulamadı. 离开丈夫之后, 她一直受到别人的非议。\ağıza koyacak bir şey 只够塞牙缝的东西: Bu evde ağza koyacak bir şeyler bulunmaz mı? 在这个家里, 难道连一点儿吃的东西也找不到吗?\ağıza sakız olmak 成为他人谈资, 被他人议论, 受到非议, 成为流言蜚语的目标 \ağıza tat, boğaza feryat 1) 好吃但是少得不够塞牙缝的(食物) 2) 表现不错但是还不够 \ağızda bakla ıslanmamak 口风不紧, 胡言乱语 \ağızda büyümek 味同嚼蜡, 咽不下去 \ağızda dağılmak (面包和点心)烤制得非常好, 松软得入口即化的 \ağızda dil kurumak 口干舌燥 \ağızda dili olmamak 三缄其口, 默默无言 \ağızda lâf çiğnemek 含糊其词地说 \ağızda sakız etmek 说车轱辘话, 翻来覆去地说, 唠叨, 絮叨 \ağızda sakız gibi çiğnemek 说车轱辘话, 翻来覆去地说, 唠叨, 絮叨 \ağızda söz çiğnemek 含糊其词地说 \ağızda tükrük kurumak 白费口舌 \ağızdan \ağıza dolaşmak 口头传播, 流传, 散布: Ali’nin kızı ile damadının hiç te tatlı bir aile hayatları olmadığı kısa zamanda, ağızden ağza dolaşmaya başladı. 很快就有传言说阿里的女儿和她的丈夫日子过得并不和睦。\ağızdan \ağıza düşmek 成为流言蜚语的目标 \ağızdan \ağıza geçmek 口头传播, 流传, 散布 \ağızdan \ağıza yayılmak 口头传播, 流传, 散布 \ağızdan almak 探知, 刺探出 \ağızdan baklayı çıkarmak 忍不住说出, 泄密, 说走嘴 \ağızdan çıkmak 一言既出, 驷马难追 \ağızdan dolma 道听途说的材料: Ağızdan dolma bilgilerle orda burda çalım satıyor. 他正在利用这些道听途说得来的材料到处招摇撞骗。\ağızdan kapmak 探知, 刺探出 \ağızdan rapor vermek 口头报告, 口头汇报 \ağızı açık 1) 惊呆的, 张口结舌的, 目瞪口呆的, 呆若木鸡的: 100 m.yi 9 saniyede koşunca herkesin ağzı açık kaldı. 他用9秒钟跑完了100米, 使所有的人目瞪口呆。Kızın güzelliği karşısında ağzı açık kalakalmıştı. 他被姑娘的美貌惊呆了。 2) 呆子, 傻子 \ağızı açık ayran budalası 大惊小怪的, 少见多怪的, 傻呆呆的: Ağzı açık ayran budalası gibi çevresini seyrediyor. 他大张着嘴, 傻呆呆地四处张望。\ağızı açık ayran delisi 大惊小怪的, 少见多怪的, 傻呆呆的: Panayırda gördüklerie kendini kaptırdı; ağzı açık ayran delisi oldu. 他对在庙会上的所见所闻着了迷, 大张着嘴, 如醉如痴。\ağızı \ağızına 满满地, 一点儿空也没有地: Kütüphaneler ağzı ağzına kitapla doldurulmuştur. 图书馆被书塞得满满的。\ağızı \ağızına kavuşmamak 乐得合不拢嘴 -in \ağızı aşağı 脸朝下: Toprağa ağzı aşağı uzandı. 他脸朝下趴在地上。-in \ağızı aya, gözü çaya bakmak 漫不经心: İşlerini elbette beğenmezler, çünkü ağzı aya gözü çaya bakıyor, eli işte gözü oynaştadır. 他们肯定不喜欢他们的工作, 因为他们漫不经心, 心不在焉。\ağızı bir 异口同声的, 口径一致的 -in \ağızı bir karış açık 转́ 惊呆的, 呆若木鸡的, 目瞪口呆的, 张口结舌的; 傻子, 呆子: Tayin haberini aldığı zaman ağzı bir karış açıkta kaldı. 他一得到任命的消息, 惊得目瞪口呆。\ağızı boş 好瞎说的, 爱胡扯的, 好闲聊的, 多嘴的, 嘴快的 \ağızı bozuk 好骂人的, 满口脏话的, 口出污言秽语的: Ağzı bozuk olanlarla arkadaşlık etme. 满口脏话的人不可交。Kıyafeti efendiye benzer ama ağzı bozuk terbiyesizin biridir. 他衣冠楚楚似君子, 却满口脏话无教养。\ağızı bozulmak 好骂人, 满口脏话, 骂大街, 口出污言秽语, 说话下流 \ağızı burnu birbirine karışmak (因为疲劳、激动、痛苦、生气、争吵、醉酒等原因)面部扭曲 \ağızı burnu çarşamba pazarına dönmek 1) (因为疲劳、痛苦、生气等)面部扭曲 2) 转́ 变得凌乱不堪 \ağızı burnu yerinde 漂亮的, 容貌端正的 \ağızı burulmak (因苦涩酸辣等味道)呲牙咧嘴: Çocuk cevizin yeşil kabuğunu ısırdığı için ağzı burularak öfkelendi. 那孩子咬了一口青核桃的绿皮, 涩得他呲牙咧嘴, 气急败坏。\ağızı büyük 口气大的, 好吹牛的, 自命不凡的 \ağızı cıvık 爱散布小道消息的, 东家长西家短的 \ağızı çelikli 1) 伶牙利齿的 2) 喜欢滚烫饮食的 -in \ağızı çiriş çanağına dönmek 口干发苦: Bugün o kadar çok sigara içtim ki, ağzım çiriş çanağına döndü. 今天我的烟抽得太多, 口干发苦。\ağızı değişmek 改口, 改变说法 -in \ağızı dili bağlanmak 张口结舌, 有话说不出, 缄口不语, 一言不发: Ağzım dilim bağlanmış gibi cevap veremedim. 我张口结舌, 一句话也说不出来。Yıllarca arayıp da bulamadığı çocuğunu karşısında görünce ağzı dili bağlanmıştı âdeta. 一见到他找了多年都未能找到的孩子, 他几乎一句话也说不出来了。-in \ağızı dili kurumak 口干舌燥; 口渴: Susuzluktan ağzı dili kurumuştu. 渴得他嗓子直冒烟。\ağızı dili yok 1) 一言不发的 2) 自认倒霉的: Ağzı dili yok birini buldular, her işe koşarlar. 他们找了一个自认倒霉的人, 什么事情都让他干。\ağızı dört köşe olmak 乐得合不拢嘴 \ağızı eğri 挑拨离间的, 爱嚼舌的, 多嘴多舌的: Ağzı eğrilerden her zaman korkulur. 爱嚼舌的人永远都是最可怕的。\ağızı gevşek 嘴不严的, 长舌的, 多嘴的: Ona her konuyu açma; ağzı gevşektir, her yerde söyler. 什么事情也别对他讲, 他是一个碎嘴子, 会到处去说。\ağızı havada 转́ 1) 呆傻的, 痴呆的, 低能的 2) 傲慢的, 目空一切的, 骄傲的, 狂妄自大的 \ağızı hayretten açık kalmak 目瞪口呆, 大吃一惊 \ağızı ile arslan tutmak 转́ 说大话, 胡说八道, 乱讲 \ağızı ile konuşmak 代表某人讲话; 模仿某人讲话 \ağızı ile kuş tutmak 转́ 技艺高超, 掌握绝技: Ağzı ile kuş tutsa yaranamıyor. 即使他有天大的本事也无济于事。\ağızı ile söylemek 代表某人讲话; 模仿某人讲话 \ağızı kalabalık 1) 喋喋不休的, 健谈的: Yeni şübe reisi, kırk beşlık, ellilik, kıranta, ağzı kalabalık bir adam. 新科长年龄在45到50岁之间, 头发花白, 是一个健谈的人。 2) 废话连篇的, 胡说八道的, 绕舌的: Ağzı kalabalık kişi huzurumuzu kaçırdı. 这个爱胡说八道的人把我们搞得鸡犬不宁。 3) 带来坏消息的: Ağzı kalabalık kişi huzurumuzu kaşırdı. 那个人带来了坏消息, 把我们搞得心烦意乱。\ağızı kara 热衷于传播坏消息的; 嘴损的: Aramızı bozan ağzı kara şom ağızlı biri oldu. 挑拨我们之间关系的那个热衷于传播坏消息的人是一个不祥之物。Ağzı kara şom ağızlının biri aramıza girip bizi birbirine düşürdü. 嘴损的人是一个不祥之物, 一到我们这里就闹得我们鸡犬不宁。\ağızı kenetli 1) 守口如瓶的, 嘴巴紧的 2) 白唇的(马) \ağızı kilit gibi 嘴严 \ağızı kilitli 1) 守口如瓶的, 嘴巴紧的 2) 白唇的(马) \ağızı köpürmek 勃然大怒 \ağızı kulağına yakın 善于传话的人, 能把听到的话原封不动地讲给别人听的人 \ağızı kulaklarına varmak 乐得嘴都合不拢: sevinçinden \ağızı kulaklarına varmak 乐得嘴都合不拢 Genç kızların, delikanlılar etraflarını alınca ağızları kulaklarına vardı. 年轻的姑娘们围在小伙子们的周围, 乐得合不拢嘴。\ağızı kulaklarında 非常幸福的 \ağızı kurumak 说得口干舌燥: Ağzın kurusun. 闭上你的乌鸦嘴!\ağızı lâf (或 lâkırdı) yapmak 口齿伶俐, 伶牙利齿, 能说会道, 能言善辩: Berna, ağzı lâf yapan biridir; o, sözcümüz olsun. 贝尔娜能说会道的, 就让她当我们的发言人吧!\ağızı mühürlü 嘴上贴了封条的 \ağızı oynamak 1) 吃东西: Kaba leblebi, keçiboynuzu, iğde yiyip, üzerlerine bol bol su içerdi, Ağzı hiç durmadan oynayıp dururdu. 他先吃了炒鹰嘴豆、长角豆和野橄榄, 又足足地喝了一通水, 嘴巴一点儿也没闲着。 2) 说, 讲, 摇唇鼓舌 \ağızı öpülecek adam 行善的人, 做好事的人 \ağızı pabuç kadar 嘴臭的人, 不会说话的人 \ağızı paça olmak 非常快乐, 乐坏了 \ağızı pek 守口如瓶的, 能严守秘密的 \ağızı pis 满口脏话的, 张口骂人的, 好骂人的: O ağzı pis çocukla bir daha arkadaşlık etmeyeceğim. 我再也不和那个满口脏话的孩子做朋友了。\ağızı sıkı 守口如瓶的, 能严守秘密的: Bilirim, ağzı sıkı adamsın. 我知道你是一个守口如瓶的人。-in \ağızı söze yakışmak 会说话, 说的比唱的好听 -in \ağızı sulanmak 流口水, 垂涎, 垂涎欲滴; 眼馋, 羡慕: Vitrindeki nefis yiyecekleri görünce ağzı sulandı. 他一看见橱窗里的好吃的, 口水都下来了。-in \ağızı süt kokmak 乳臭未干, 不谙世事: Ağzı süt kokar. 他乳臭未干。Ağzı süt kokan bir masum çocuk tavrı takınmıştı. 他装出一副不谙世事、天真无邪的孩子般的神情。-in \ağızı tatlanmak 嘴里发甜 \ağızı tatlı 嘴甜的, 会说话的: Ağzı tatlı. 他的嘴很甜。\ağızı temiz 说话文质彬彬的, 言谈举止有修养的 -in \ağızı teneke (yle) kaplı 谑́ 钢口铁牙的(指喜好冷热辛辣饮食的): Ali’nin ağzı sanki teneke kaplı, bir bardak kaynar suyu bir saniyede içverdi. 阿里似乎长了一副钢口铁牙, 一杯滚烫的开水, 一口气就喝下去了。\ağızı torbaya yakın 言谈话语得体的 -in \ağızı var, dili yok 一言不发的: Ağzı var, dili yok. 他一言不发。-in \ağızı varmak 说得出口, 有勇气说出口: Babasının öldüğünü haber vermeğe bir türlü ağzım varmıyordu. 我怎么也不敢把他父亲去世的消息告诉他。(-in, -den) \ağızı yanmak 转́ 受伤害, 吃苦头, 碰钉子: Benim ticaret işlerinden ağzım yandı; bir daha girmek istemiyorum. 我吃过做商业欺诈的苦头, 再也不想经商了。Trafik cezasından ağzı yandı, artık dikkatli araba sürüyor. 他已尝到了交通违章处罚的苦头, 今后开车会小心的。\ağızı yayvan 多嘴多舌的, 长舌的, 嘴快的, 瞎说, 乱讲的, 饶舌的, 嚼舌的 \ağızı yukarıda 转́ 自夸的, 自吹的, 说大话的 -in \ağızına \ağız vermek 转́ 附和某人的想法 -in \ağızına almak 提起, 说起, 谈及: O hareketinden sonra bir daha Ali’nin adını ağzına almadı. 打那之后, 他再也不提阿里的名字了。-i \ağızına aptesle almak 恭敬地谈及 -in \ağızına baka kalmak (对某人的话)感到惊讶: Ali, bir ayak üstünde bin bir sözün belini büken bu kadının ağzına baka kaldılar. 阿里看这个女人口若悬河, 目瞪口呆。-in \ağızına bakmak 1) 洗耳恭听: Onu hayranlıkla izler, ağzına bakar dururdum. 我崇敬地看着他, 洗耳恭听。Öyle güzel konuşuyordu ki herkes onun ağzına bakıp kalıyordu. 他讲得真好, 所有的人都洗耳恭听。 2) 言听计从, 服从: Ali, Berna'nın ağzına bakar, onun sözünden çıkmaz. 阿里对贝尔娜言听计从, 从不驳她的面子。Ben kimsenin ağzına bakmam, kendi aklım kendime yeter. 我从不听别人说三道四, 自己的事自己拿主意。\ağızına basa basa 不容反驳地 \ağızına bile sürmemek 一点儿也没尝, 一点儿也没吃 \ağızına bir ip ölçmek 转́ 探口风, 套口气 -in \ağızına bir kemik atmak 转́ 施小惠以塞其口 -in \ağızına bir lokma koymamak 粒米未进: Açlıktan gözlerim kararıyor, sabahtan beri ağzıma bir lokma koymadım. 我饿得头晕眼花, 从一打早上起, 我就粒米未进。İki gündür ağzıma bir lokma koymadım. 我已经两天水米没打牙了。-in \ağızına bir parmak bal çalmak 转́ 给甜头, 以小恩小惠诱惑, 引诱; 甜言蜜语地哄骗: Nihayet ağzına bir parmak bal çalarak onu da susturmayı başardım. 最后, 我给了他一点儿甜头, 成功地使他也保持沉默。-in \ağızına bir şey koymamak 不吃东西, 水米不打牙: Uzun zamandan beri ağzına birşey koymadığı, yemeği kıtlıktan çıkmış gibi yemesinden belli oluyordu. 他吃起东西像是从灾区来的, 显然好长时间没吃过一点儿东西了。-in \ağızına bir çöp koymamak 不吃东西, 水米不打牙: Sabahtan beri ağzıma bir çöp koymadım. 自打一早上起我就粒米未进。-in \ağızına bir zeytin verip ardına (或 altına) bir tulum tutmak 转́ 吃小亏占大便宜 -in \ağızına burnuna bulaştırmak 转́ (把事情)搞得一团糟, 弄乱了套: Bu işi ağzına burnuna bulaştıracağını önceden biliyordum. 我早就知道他会把这件事越弄越乱。-in \ağızına çöp koymamak 不吃东西, 水米不打牙: Zavallının gözleri kararıyordu. Çünkü sabahtan beri ağzına çöp koymamıştı. 这个可怜的家伙两眼发黑, 因为从一早儿起他就一点儿东西也没吃。-in \ağızına geldiği gibi söylemek 信口开河, 胡说八道 -in \ağızına geleni söylemek 1) 胡说八道, 语言粗俗, 言谈下流, 肆无忌惮地说: Edepsiz adam ağzına geleni söyledi; ortalığın üstüne başına etti. 那个无耻的家伙满口污言秽语, 污染环境。Kafası kızınca ağzına geleni söylemeye başladı. 他一生气就开始胡说八道。 2) 信口开河, 想到什么说什么: Ağzına geleni söylüyor ama namusunuza ufak bir şekilde dil uzatmıyor. 他只是信口说说而已, 丝毫没有诋毁您的意思。-in \ağızına gem vurmak 使缄默, 不让说话: Ne yapayım, tembih ettiğim hâlde dilini tutamıyor, ağzına gem vuracak değilim ya. 我该怎么办呢?我叮嘱他要守口如瓶, 可他就是管不住自己的嘴, 我又不能给他套上一个马嚼子。-in \ağızına girmek 过于接近 -in \ağızına göre olmamak 1) 不合口味 2) 不胜任: O benim ağzıma göre değil, onunla başa çıkamam. 那个不合适我, 我胜任不了。\ağızına kadar 满满地: Kamyonlar ağızlarına kadar yüklü olarak cepheye gittiler. 一辆辆载重汽车满载物资驶往前线。-in \ağızına kilit takmak (或 vurmak) 1) 沉默, 不作声 2) 使沉默, 不让讲话: Çocuk, ağzına kilit vurulmuş gibi hiçbir şey söylemedi. 这个孩子的嘴好像被人上了锁, 什么也不说。-in \ağızına kira istemek 说话扭扭捏捏, 吞吞吐吐, 欲言又止, 卖关子: Ağzına kira mı istiyorsun çocuk, konuşsana. 你又要卖关子啦?孩子, 说吧!啊!-i \ağızına koymamak 忌食, 不吃: O güzelim yemeklerden ağzına koymadı. 那些好吃的东西他一点儿也没吃。-in \ağızına lâyık 很合口味的, 美味可口的, 值得一吃的: Bu börek doğrusu pek güzel olmuş, ağzına lâyık. 听说这种馅饼非常好吃, 肯定合你口味。\ağızına lokma olmak 落入魔掌, 成为口中之食 \ağızına sakız etmek 不断地谈及(某人或某事) -in \ağızına sakız olmak 转́ 成为(某人)经常谈及的(人), 成为流言蜚语的对象: Elin ağzına sakız olmayı hiç bir zaman istemem. 我永远也不希望成为外人说三道四的对象。\ağızına sıçmak 破坏, 捣乱 \ağızsına sövmek 漫骂, 辱骂 -i \ağızına sürmemek 忌食, 不吃 \ağızına taş almak 转́ 一言不发, 不说话, 不吭声: Ağzına taş almış. 他好像用石头堵住了嘴, 一声也不吭。\ağızına tat bulaşmak 转́ 由于喜欢而重复做同一件事, 希望获得同样的成功 -in \ağızına tıkamak 堵人的嘴, 使保持沉默: Bana maval okuma diye sözü ağzına tıkadı. 他一句“你别蒙我了”, 把我噎了回去。-in \ağızına tükürmek 1) 众口一词, 异口同声: Bunlar birbirinin ağzına tükürmüşler. 这些人众口一词。 2) 唾弃, 唾骂: \ağızına tükürdüğüm adam 我所唾弃的人 \ağızına verilmesini beklemek (或 istemek) 转́ 坐享其成, 坐等天上掉馅饼 -in \ağızına yakışmamak 转́ 不合适, 不相称, 不应该: Bu küfürler terbiyeli bir insanın ağzına yakışmıyor. 这种骂人的话不应该是一个有教养的人说的。\ağızında ayran durmaz 转́ 爱散布小道消息的, 东家长西家短 -in \ağızında bakla ıslanmamak 转́ 守不住秘密, 信口乱说 -in \ağızında büyümek 转́ 难以下咽, 无食欲, 没胃口: Lokmalar ağzımda büyüyor, hiçbir şey yemek istemiyorum. 饭在我嘴里咽不下去, 我什么东西都不想吃。-in \ağızında gevelemek 咕哝, 嘟囔, 含含糊糊地说: Ağzında geveleme de gerçeği olduğu gibi söyle. 别这么含糊其词, 你还是实话实说吧!-in \ağızında gezmek 转́ 成为(某人)经常谈及的(人), 成为流言蜚语的对象 -in \ağızında mercimek durmamak 转́ 守不住秘密, 信口乱说 -in \ağızında sakız gibi çiğnemek 说车轱辘话, 翻来覆去地说, 唠叨, 絮叨 -in \ağızında sakız olmak 转́ 1) 被嘲笑: Âlemin ağzında sakız oldun ama hâlâ kendini toparlayamadın. 大伙儿都在笑话你呢!可你还是那么没精打采的。 2) 说车轱辘话, 翻来覆去地说, 唠叨, 絮叨 -in \ağızında tükürüğü kurumak 说得口干舌燥, 白费口舌: Söyleye söyleye ağzımda tükrüğüm kuruyor yine meramımı anlamıyorsun. 我说啊说啊, 说得我口干舌燥, 可是你还是不明白我的意思。Ağzımda tükrüğüm kurudu hâlâ sana maksadımı anlatamadım. 我说得口干舌燥, 可是仍未能让你搞明白我的目的。-in \ağızında tüy bitmek 转́ 被迫一直说同样的话 -in \ağızında yaş kalmamak 转́ 多次向人诉说一种想法 -in \ağızındaki kozu kırmak 转́ 完成所从事的任务 -in \ağızından 1) 从某人口中: Bu masalı ninemin ağzından derledim. 这个童话是我从我奶奶那里听来的。 2) 以某人的口气, 以某人的名义: Anasının ağzından babasına bir mektup yazdı. 他以他母亲的口气给父亲写了一封信。-in \ağızından almak 1) 从某人口中套取 2) 插话, 打断某人谈话 -in \ağızından ateş saçmak 转́ 气得哇哇大叫 -in \ağızından baklayı çıkarmak 转́ 忍不住说出, 泄密, 说走嘴: Mecbur kalmasaydı çıkarmazdı ağzından baklayı. 要不是迫不得已, 他不会说出来。Nihayet ağzından baklayı çıkardı. 她终于忍不住说了出来。-in \ağızından bal akmak 转́ 嘴甜如蜜, 说好话 -in \ağızından bal damlamak 转́ 嘴甜如蜜, 说好话 -in \ağızından burnundan getirmek 使后悔 -in \ağızından çıkanı (或 çıkan sözü) kulağı duymamak (或 işitmemek) 信口开河, 随便乱说, 说话欠思量: Çok kızmıştı; ağzından çıkanı kulağı işitmiyordu. 他太生气了, 说话欠思量。-in \ağızından çıkmak 脱口而出, 说走嘴 -in \ağızından çıt çıkmamak 什么也不说, 沉默 -in \ağızından dirhemle çıkmak 少言寡语, 不爱说话: Sınıfayeni gelen çocuk âdeta dilsiz gibiyidi; söz ağzından dirhemle çıkıyordu. 班上新来的孩子不爱说话, 象个哑巴似的。-in \ağızından dirhemle lâkırdı çıkmak 少言寡语, 不爱说话: Bacı da ağzından dirhemle lâkırdı çıkan asık suratlı bir kadındı. 姐姐也是个沉默寡言、不苛言笑的女人。-in \ağızından dökülmek 说走嘴, 泄露, 流露 -i \ağızından düşürmemek 一直谈论, 反复地说: Çin gezisini yıllardır hiç ağzından düşürmüyor. 几年来他一直在讲述他的中国之行。-in \ağızından emdiğini burnundan getirmek 使后悔 -in \ağızından girip burnundan çıkmak 花言巧语哄骗, 千方百计劝说, 央求 -in \ağızından heceler kuvvetsiz çıkmak 说话有气无力: Nuri, gittikçe kağşıyor, ayağa kalktıkça sendeliyor, ağzından heceler kuvvetsiz çıkıyor. 努里日渐衰老, 站起来摇摇晃晃, 说话有气无力。-in \ağızından inci saçmak (或 dökülmek) 字字珠玑; 能说会道, 甜言蜜语 \ağızından kaçırmak 说走嘴, 无意中泄露: Niyetinin Amerika'ya gitmek olduğunu bir defa ağzından kaçırdı. 他无意中泄露了他想去美国。\ağızından kapmak 1) 从某人口中套取 2) 插话, 打断某人谈话 \ağızından lâf almak (或 çekmek, çalmak, çıkarmak) 探听, 套话 \ağızından lâf dirhemle çıkmak 少言寡语, 不爱说话, 沉默寡言 \ağızından lâf kaçırmak 说走嘴, 泄露 \ağızından lâf kapmak 1) 从某人口中套取: birbirinin \ağızından lâf kapmaya çalışmak 相互探口风 2) 插话, 打断某人谈话 \ağızından lâkırdı çıkmak 提到, 怀念 \ağızından lâkırdı dirhemle çıkmak 少言寡语, 不爱说话, 沉默寡言 \ağızından lâkırdı kapmak 1) 从某人口中套取 2) 插话, 打断某人谈话 -in \ağızından lokmasını almak 夺取, 强取豪夺 -in \ağızından saçılmak说出: Benyninde çakan şimşeğin kıvılcımlar hemen ağzından saçılır. 他脑子里一闪过什么念头, 便会顺口说出来。-in \ağızından sakat bir söz kaçırmak 张口骂人 -in \ağızından salya akmak 流口水, 垂涎 \ağızından söz almak (或 çekmek, çalmak, çıkarmak) 探听, 套话 \ağızından söz dirhemle çıkmak 少言寡语, 不爱说话, 沉默寡言 \ağızından söz kaçırmak 说走嘴, 泄露 \ağızından söz kapmak 1) 从某人口中套取 2) 插话, 打断某人谈话 \ağızından süt kokusu gelmek 乳臭未干 \ağızından şeker saçmak (或 dökmek) 能说会道, 甜言蜜语 \ağızından tükürüğü kurumak 理屈词穷 \ağızını açacağına gözünü açmak 少说多看, 当心, 提防: Ağzını açacağına gözünü aç. 少说多看; 张口不如睁眼; 要当心!\ağızını açarken küçük dilini görmek 善于领会, 有眼力: Karşısındaki henüz ağzını açarken o küçük dilini görüyor. 来人刚一张口, 他就知道是什么意思了。-in \ağızını açık bırakmak 使吃惊, 使惊讶, 使目瞪口呆 \ağızını açıp gözlerini yummak 勃然大怒, 气急败坏, 破口大骂 -in \ağızını açmak 1) 开口说话: Kimsenin ağzını açmasına vakit bırakmıyor. 他不给别人说话的时间。 2) 张口骂人, 口出秽言, 责骂: Sus diyorum, ağzımı açarsam pişman olursun. 都别说了, 我要是一开口, 你会后悔的。 3) 张口结舌, 目瞪口呆 -in \ağızını açtırmamak 不给人以说话的机会 -in \ağızını aramak 1) 觅食: Günün birinde tilki azığını aramaya çıkmış. 一天, 狐狸外出觅食。 2) 探口风, 套口气: \ağızını arayıp uslüp ile işi anlamak 从对方口中探知 Onun ne kadar ağzını aradımsa da istediğimi öğrenemedim. 不管我怎么探他的口风, 我仍然是未能了解到我想得到的东西。-in \ağızını arayıp üslup ile işi anlamak 让对方说话, 看他想干什么 -in \ağızını bağlamak 使不说话, 堵别人的嘴 -in \ağızını bıçak açmamak 说不出话来, 坚强, 打掉牙往肚子里咽, 一言不发: Okuldan geldiğinden beri çocuğun ağzını bıçak açmıyordu. 自打一放学回来, 这孩子一句话也不说。-in \ağızını bozmak 破口大骂, 辱骂, 谩骂, 说脏话, 口出污言秽语, 说坏话, 骂大街: Ağzını bozma da güzel güzel konuş. 不要骂人, 有话好好说!Ağzını bozunca bir iyi dayak yedi. 他刚一骂人, 就挨了一个大嘴巴。-in \ağızını burnunu dağıtmak 俚́ 打得鼻青脸肿, 打得鼻歪嘴斜 -in \ağızını çarşamba pazarına çevirmek 俚́ 痛打一顿, 打得晕头转向: Ağzının çarşamba pazarına çevrilmesini istemiyorsan uzaklaş burdan! 你要是不想挨揍, 就赶紧从这儿离开!-in \ağızını dilini bağlamak 堵嘴, 封嘴, 使无法讲话, 不让说话: Büyüyle adamcağızın ağzını dilini bağlamıştır. 他用巫术使这家伙说不了话了。-in \ağızını düzeltmek 客气地讲话, 有礼貌地说话: Ağzını düzelt. 你说话要客气点儿!-in \ağızını havaya açmak 谑́ 什么也得不到, 竹篮打水一场空: Sana o kadar söyledik, uyanmadın; şimdi ağzını havaya açarsın. 我们曾这样告戒过你, 你执迷不悟, 现在你可是竹篮打水一场空。-in \ağızını hayra açmak 说好事, 口出吉言, 不说丧气话: Ağzını hayra aç! 别说丧气话!-in \ağızını ıslatmak 俚́ 喝酒 -in \ağızını kapamak 1) 缄默, 缄口不语, 沉默, 不说话: Ağzını kapayıp otur, beni hırslandırma. 闭上你的嘴!坐下!别惹我发火! 2) 使不说, 使保持沉默, 封某的口 -in \ağızını kırmak 俗́ 打嘴巴 -in \ağızını kilitlemek 保持沉默, 缄口不言 \ağızını kiraya vermek 卖关子 \ağızını koklamak 央求, 哀求, 恳求 -in \ağızını kullanmak 拾人牙慧, 鹦鹉学舌 \ağızını mühürlemek 嘴上贴封条, 沉默不语, 闭口不讲 -in \ağızını öpmek 俗́ 感谢: Verdiğin haberden öyle sevindim ki ağzını öpeyim. 我很喜欢你带来的消息, 谢谢!-in \ağızını pek tutmak 守口如瓶, 不泄露秘密 -in \ağızını poyraza açmak 谑́ 什么也得不到, 竹篮打水一场空: Herkes çalışıyor, kazanıyor, sen ağzını poyraza açıp boş geziyorsun. 大家都在忙着挣钱, 你却游手好闲, 什么也得不到。-in \ağızını satmak 拾人牙慧, 鹦鹉学舌 -in \ağızını sıkı tutmak 守口如瓶, 不泄露秘密 -in \ağızını sulandırmak 使垂涎, 使眼谗, 使羡慕 -in \ağızını tatlandırmak 1) 使羡慕 2) 使得利 -in \ağızını tıkmak 堵某人的嘴, 使沉默, 使住口 -in \ağızını toplamak 不再谩骂, 停止咒骂: Ailelerin de bulunduğu salonda dikkatli konuş; ağzını topla. 家里人也都在客厅里, 你说话注意点儿, 管住你那张嘴!Kadın, ağzını topla! 夫人, 请您嘴下留德!-in \ağızını tutmak 1) 沉默, 缄口, 闭嘴: Ağzını tut! 别吭声! 2) 守口如瓶, 保守秘密: Ağzını tuttu da amcasına hiçbir şey söylemedi. 他守口如瓶, 对他的叔叔什么也没说。 3) 不多嘴多舌, 不信口乱讲 4) 不说难听的话, 不口出污言秽语 -in \ağızını yaya yaya konuşmak 多嘴, 绕舌, 口若悬河 -in \ağızını yaymak 多嘴, 绕舌, 口若悬河 -in \ağızını yoklamak 探口风, 打探, 刺探 -in \ağızını yormak 白费口舌 -in \ağızının gevişi olmak 口若悬河 -in \ağızının içine bakmak 1) 洗耳恭听: O konuşurken hepimiz ağzının içine bakarız. 他讲话我们大家都会洗耳恭听。 2) 言听计从, 服从 -in \ağızının içine baktırmak 1) 娓娓动听地讲, 引人入胜地讲, 使聚精会神地听: Böyle meseleleri çok tatlı anlatır, kendisini dinleyenleri ağzının içine baktırırdı. 他把这样的问题讲得引人入胜, 使得听他讲话的人听得聚精会神。 2) 使言听计从, 使服从 \ağızının içine girmek 过于接近 \ağızının kalayını vermek 严厉斥责胡说八道的人 \ağızının kalıbı olmamak 1) 不在某人管辖范围之内, 不在某人权限之内 2) 某人无权谈论, 某人无资格谈论 \ağızının kalıbını vermek 严厉斥责胡说八道的人 \ağızının kaşığı olmamak 1) 不在某人管辖范围之内, 不在某人权限之内 2) 某人无权谈论, 某人无资格谈论 \ağızının kaytanını çekmek 俚́ 1) 住口, 住嘴 2) 使住口, 使住嘴 -in \ağızının kokusunu çekmek (或 dinlemek) 容忍某人任性, 忍受某人难以容忍的行为: Onun ağzının kokusunu kimse çekmez. 他的言谈举止没有人能受得了。\ağızının lokması olmamak 1) 不在某人管辖范围之内, 不在某人权限之内 2) 某人无权谈论, 某人无资格谈论 \ağızının mührüyle 转́ 持斋, 戒斋 \ağıznın otunu vermek 指责, 斥责 -den \ağızının ölçüsünü almak 因言语不当受到斥责, 受责骂 \ağızının patavatı 随意说来, 想到什么说什么 -in \ağızının payını vermek 提醒某人不要超出限度, 使后悔莫及, 使无言以对, 责骂得某人无言以对, 斥责: Çok konuştu, ağzının payını vermelisin. 他的话太多了, 你去说说他。Şımarık çocuğun ağzının payını verdi. 他把那个任性的孩子训了一顿。\ağızının perhizi olamamak 俚́ 信口开河, 胡说八道, 说话没分寸: Ağzının perhizi yok. 他嘴上没把门的。-in \ağızının suyu akmak 流口水, 十分羡慕: Karganın gagasındaki eti görünce tilkinin ağzının suyu akmış. 一看到乌鸦嘴里叼的肉, 狐狸的口水都流了下来。-in \ağızının suyunu akıtmak 使流口水, 引起欲望, 使人十分羡慕, 使垂涎三尺: Tilki işi babacanlığa vurup suyu bir övmüş, bir övmüş, tekenin ağzının suyunu akıtımış. 狐狸装出一副忠厚老实的样子, 就把水夸了一遍又一遍, 说得羊只流口水。-in \ağızının tadı bozulmak 某人的安宁被打破, 变得烦恼不快 -in \ağızının tadı kaçmak 某人的安宁被打破, 变得烦恼不快: Ben istemiyorum ki benim yüzümden ağzının tadı kaçsın. 我不希望因为我而使你感到烦恼和不快。-den \ağızının tadını almak 吃苦头: Ağzımın tadını aldım, bir daha onunla bir yere gider miyim? 我已经吃过一回苦头了, 难道我还要再和他一起去一次吗?\ağızının tadını bilmek 1) 会吃, 通晓美食之道 2) 在行, 内行: Adam ağzının tadını biliyor; her malın en iyisini alır. 这个人很在行, 什么东西他都拿最好的。-in \ağızının tadını bozmak 打破某人的平静, 使烦恼不快, 使不得安宁: Her şeyi eleştiren bu adam, ağzımızın tadını bozdu. 这个人无论什么事情都要评论一番, 搞得我们不得安宁。\ağızının tadını bulmak 会吃, 通晓美食 -in \ağızının tadını kaçırmak 破坏某人的情绪, 使烦恼不快 -e \ağızının tadını vermek 使后悔, 使吃苦头 \ağızlara sakız olmak 成为众人议论的对象 \ağızları bir olmak 众口一词, 异口同声 \ağızları uymak 口径一致, 说的一样
◆ Ağız yer, yüz utanır. 吃人家的嘴短, 拿人家的手软。Ağzına bir zeytin verir, altına (或 ardına) tulum tutar. 吃小亏占大便宜。Ağzına sağlık. 谢您吉言!Ağzına vur lokmasını al. 一脚踢不出个屁来。
II
is.
1. 初乳: \ağız sütü 初乳
2. 乳皮, 凝乳, 乳脂
III
öz.is. 天́ 水委一, 波江座 α 星 (Achernar)

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • agız — I, 43, 55, 129, 193, 195, 383; II. 6, 26, 175, 188; II I, 102, 110, 247, 257, 339 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • ağız — 1. is. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü 2. is., ğzı, anat. 1) Yüzde, avurtlarla iki çene arasında, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye ve besinleri içine almaya yarayan boşluk 2) Bu boşluğun dudakları çevrelediği bölümü Küçük bir ağız. 3)… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağız — 1. is. 1. İnsan və heyvanların üzlərinin alt tərəfində, alt və üst çənələri arasında yerləşən, yeyib içməyə və səs çıxarmağa məxsus üzv. Ağzını yaxalamaq. Ağzı ilə nəfəs almaq. Ağzı acı dadmaq. Dişsiz ağız. Ağız boşluğu. Ağız suyu – insan və… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • ağız — (Ağdam, Qax, Şəki, Zaqatala, Zərdab) 1. qaramalın doğandan sonra ilk südü (Şəki, Zaqatala). – Ağızdan yaxşı maxara oluy (Zaqatala) 2. yeni doğan qaramalın ilk südündən bişirilən yemək (pendir kimi olur) (Ağdaş, Qax, Şəki, Zərdab). – Bi qazan ağız …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • ağızəmməz — (Basarkeçər) könülsüz, yavaş yavaş yeyən …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • agiz — s. agi Ⅰ; …   Germanisches Wörterbuch

  • ağız — ilk sütten yapılan pekmezle yenen yoğurt …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • ağız bağı yapmak — ağız bağı oluşturulduktan sonra kancaya bağlı herhangi bir halatın kayıp çıkmasını engellemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağız-burun — is. dan. Surət, sifət. // Zahiri görünüş, görkəm. <Pası:> Ucqardakı ağzıburnu hisli kaha kimindir? S. R.. ◊ Ağız burun bəhəm eləmək – təşəxxüslənmək, özünü çəkmək, həddini aşmaq, başa çıxmaq, qudurmaq. <Salamov:> . . Sən… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • ağız bağı — is., den. Bir kancanın ağız bölümüne ince bir halatı birkaç kez sıkıca dolayarak oluşturulan çıkıntı Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller ağız bağı yapmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağız dalaşı — is. Ağız kavgası ... heyecanlar, ağız dalaşları içinde oynanan kâğıt, tavla oyunlarına da pek hor bakmamak lazımdır. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.